Modern aydınlatma mimarisi, sadece ışığın dağılımıyla değil, o ışığı üreten enerjinin kaynağıyla da ilgilenir. Fotovoltaik (PV) sistemlerin yapı kabuğuna entegrasyonu, dış aydınlatma ve ortak alan tüketimini tamamen şebekeden bağımsız hale getirebilir. Bu entegrasyon, mimari formun güneş açısına göre optimize edilmesini gerektirir; böylece paneller maksimum verimle çalışırken görsel yapının bir parçası haline gelir.
Binaların güney cephelerinde kullanılan şeffaf fotovoltaik camlar, hem doğal gün ışığının içeri girmesine izin verir hem de elektrik üretimi gerçekleştirir. Bu çift fonksiyonlu yaklaşım, Termal Kabuk ve İzolasyon stratejileriyle birleştiğinde, binanın toplam enerji yükünü minimize eder. Depolama üniteleri (batarya sistemleri) ile desteklenen bu yapı, gece aydınlatması için gereken yükü gündüz toplanan otonom enerjiden karşılar.
"Enerji verimliliği, bir sistemin performansından ödün vermeden tüketilen birim kaynağın azaltılmasıdır. Aydınlatmada otonomi, bu sürecin en somut mühendislik çıktısıdır."
Sistem tasarımı yapılırken, bölgenin yıllık güneşlenme süresi ve bulutluluk indeksi baz alınarak bir kapasite raporu hazırlanmalıdır. Yanlış hesaplanmış bir PV sistemi, yatırım maliyetinin geri dönüş süresini (ROI) uzatırken, doğru mühendislik planlaması ile bu süre 4-6 yıl bandına çekilebilir. Otonom sistemler, özellikle şebeke dalgalanmalarından etkilenmeyen stabil bir aydınlatma rejimi sunar.